Giriş Yap
SON DAKİKA
PKAN

KURDEN ANATOLİYE

KONUŞMASINA İZİN VERİLMEYEN TOPLUM TEHLİKELİDİR

KONUŞMASINA İZİN VERİLMEYEN TOPLUM TEHLİKELİDİR


Halk iradesini ortaya koydu, sıra aydınlarda ve ortak Kürt aklını inşa etmekte.


Ulusal Kürt birliği ne denli önemli ve gerekliyse, Kürt toplumunun aydınlara ve entelektüel birikime duyduğu ihtiyaç da en az o kadar hayati bir önemdedir.


Bu son süreçte Kürtler, hiçbir şey elde edememiş olsalar bile, yedi düvele karşı birlikte ayaklanmayı göze alarak çok önemli bir toplumsal bilinç ve birlik kazandılar. Bu iyi bir kazançtır.


En kayda değer olan şey ise, siyasi aktörlerin altından kalkamadığını halkın iradesinin ortaya koyarak bunu başarmış olmasıdır.


İşte tam da bu nedenle, bu birlik çağrısının doğru biçimde anlaşılması, tartışılması ve doğru yöne kanalize edilmesi için bilgi ve düşünceleriyle yola ışık tutacak düşünürlere ihtiyaç vardır.


Her toplum gibi Kürtler de toplumsal bir akla, planlamaya ve yön duygusuna ihtiyaç duyar. Kürtlerin dört ayrı parçaya bölünmüş olması sebebiyle her parça zamanla farklı siyasal, kültürel ve sosyal dinamikler geliştirmiştir. Bu farklılaşma artık yalnızca coğrafi değil, kültürel ve zihinsel bir ayrışmaya da işaret etmektedir. Bunun nedenleri açıktır ve mutlaka tartışılmayı hak etmektedir.


Her toplum, kendi yapısını ve sorunlarını doğru okuyabilmek için sosyologlara ve sosyal bilimcilere ihtiyaç duyar. Sosyolojik analizler, toplumsal değişimin rastlantısal değil, planlı, bilinçli ve toplumun gerçek ihtiyaçlarına uygun biçimde gerçekleşmesine katkı sağlar. Bu anlamda sosyoloji, baskıcı bir yönlendirme değil, sağlıklı bir toplumsal yönetişimin ve ortak aklın inşası için vazgeçilmez bir araçtır.


BU SÜREÇ KÜRDLERİN KONUŞMA, TARTIŞMA VE ELEŞTİRİ SÜRECİDİR.


Eleştiri, bireyi de toplumu da yokuş aşağı sürüklenmekten alıkoyan en temel mekanizmadır. Günümüzde yaygın biçimde kullanılan sosyal medya platformları, doğru kullanıldığında dayanışma ve istişare açısından son derece güçlü araçlar olabilir. Ancak ne yazık ki mağdur bir halk olan Kürtler, bu alanları çoğu zaman yapıcı değil, yıkıcı biçimde kullanmaktadır.


Elbette iki elin parmağını geçmeyecek sayıda da olsa, kalemiyle ve sözüyle bu mecraları amaç için araç hâline getirmeye çalışanlar da vardır. Fakat bu alanı bir çöplüğe çevirenlerin sayısı çok daha fazladır. Her platformda olduğu gibi burada da kötülükte örgütlenenlerin sesi çok daha gür çıkmaktadır.


Bu süreçte adeta yepyeni bir ölçüt icat edilmiş gibi: “Vay efendim evinde oturmuş da, klavye başından konuşuyorsun.” “Neymiş, bedel ödememişsin.” İyi de kardeş, neden insanlar susturulmaya çalışılıyor? Kimin ne kadar bedel ödediği neye göre ölçülüyor acaba? Uzaktan bakıp elinde bir “bedel ölçer” mi var da buna göre karar veriliyor? Siz cevap yazarken elinizde bir bedel ölçerle "sıcak kanepeden" değil de havada oturarak mı ölçüp biçiyorsunuz?


Bir insanın yaşadıkları susarak mı, yoksa konuşarak mı bedel sayılır? Bunun ölçüsünü kim belirleyebilir?



Kürtlerin bakış açısı ne olursa olsun; hangi tarikat ya da ideolojiye mensup olurlarsa olsunlar ve nerede yaşarlarsa yaşasınlar, kaderleri aynıdır. Nokta.


Konuşan herkesi bir şeylerle itham etmek hayalinizdeki koltuğu korumanın adıdır başka da bir şey değildir. Değilse korkunuz nedir, neden bu denli eleştiriden korkuyorsunuz!? Dolayısıyla konuşanı ve eleştiriyi susturmaya çalışanların iyi niyetli olduğunu düşünmüyorum.


Kürtler adına kim ne konuşuyor, neye karar veriliyor, hangi görüşmeler yapılıyor, kim ne için uzlaşıyor; bir bütün olarak elbette ki mümkün değildir, ancak birçok noktada şeffaf bir biçimde halka yansıtılması gerekmektedir. Bu halk ne için mücadele verdiğini, neleri kayıp neleri kazanacağını bilmesi lazım değil mi?


Özetle Kürtler kendi temel meselelerini tartışması lazım. Her ne kadar bir el, Kürtleri bindikleri geminin direksiyonunu ısrarla yanlış yöne çevirmeye kalkışsa da.


Eleştiri susturulacak bir lüks değil; aksine toplumun nefes alma biçimidir. Konuşanları değil, konuşmasına izin verilmeyen toplum tehlikelidir. Onun içindir ki Kürtler kendi içinde kendi sorununu çözmesi için illaki tartışması, konuşması ve yapıcı eleştiri yapması gerekmektedir.


Şu bir realitedir, siyasal aklın ve önde gelenlerin en ufak hatalarını bile kocaman harflerle tarihin sayfalarına not edilecektir. Ama aynı zamanda en küçük bir doğruyu da tarihin sayfasına kocaman bir başarı olarak yazılacaktır

Perihan Yoğurtçu
Perihan Yoğurtçu

Yazar ve araştırmacı