Devir ve olanaklar… ağır, ağır ray değiştirerek dönüşmektedir. Renkler bile zamanın ahengine uyum sağlar. Ve düşün dünyaları da öyle. İnsan, çağın dönüşümüne ne denli direnirse dirensin, çağ insana değişimi dayatarak kendi bildiğini okur. Kürtler, bir asırdır, belki daha fazla. Ortadoğu hengâmenin tam ortasındalar. Yurtları, önce ikiye, sonra dörde bölündüğünden beri, varlık savaşı vermektedirler; yılmadan, bıkmadan. Bu nedenle Kürtlerin kendi topraklarında hangi badireleri atlattığını, Kürtlerden başkası hakkıyla bilemez. Bu badireleri bilenler ise sadece , zulmü uygulayanlardan başkası olmamıştır. Ve hâlâ Kürdlerin hak gaspını görmemek için üç maymunu oynayanlar vardır. Ancak Kur’an, bu körleşmişliğe ve duyarsızlığa dair şunu der. Araf Suresi 179: “Kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler…” Bakara Suresi 18: “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden dönmezler.” Bütün bu dayatmalar ve yok edilmelerin sebebi Kürdlerin verimli bir toprağın üzerinde yaşamalarından dolayı olmadığına kim hayır diyebilir?! İşte bu yüzden Yurtsever Kürt iş insanlarının bu gerçekliği dikkate almaları lazım. Kurutulmaya çalışılan bu zengin toprakların yeşermesi için damla damla da olsa suya ihtiyaç vardır. Hem tam zamanı, hem de acilen! Günümüz de öncülük misyonunu yalnızca siyasetçilere bırakılmamalıdır. Bir milleti dönüştüren esas güç, ekonomik güce sahip olanlardır. Çeşitli nedenlerle yurtlarını terk edip batıya göç edenlerin ve aynı şekilde yurtdışında yaşayan Kürt iş insanlarının da artık elini taşın altına koymalıdırlar. Gerçek yurtseverlik, sadece sözde kalmamalıdır. Yurtseverlik; kendi halkına ve toprağına bağlılık ve dayanışma demektir. Kendi toprağını seven kişi, kendi yerini yurdunu bu kadar bakımsız bırakmamalıdır. Bu toprakları yeşertmenin sorumluluğunu üstlenen, tarihe kalın çizgilerle yazılacak bir duruş olacaktır. Bugünün dünyasında güç, ekonomiden geçer. Ekonomik güç, karşılaşılan olumsuzlukların önüne set çekebilir. Bu nedenle yurtsever Kürt iş insanları, kendi illerine ve ilçelerine yatırım yapmayı göze almalıdır. Devlet desteği sınırlı olabilir, hatta hiç olmayabilir. Altyapı yetersiz olabilir. Ancak mücadele edilmeden dönüşüm ve gelişim sağlanamaz. Esasında yatırım yapmak, sadece ticari bir tercih değil, bir varlık meselesidir. Bir fabrika sadece kâr üretmez; istihdam üretir, umut üretir, ve önemlisi aidiyet üretir. Örneğin :Uygun fiyata kürçe özel eğitim okulları senin dilini pazar dili haline getirmez mi? Bu bir aidiyet değil mi? Ekonomik bağımsızlık olmadan toplumsal özgüven kalıcı olamaz. Asimilasyon yalnızca kültürel politikalarla değil, ekonomik zayıflıkla da gerçekleşir. Göç, işsizlik ve yoksulluk toplumsal çözülmeyi hızlandırır. Kürt iş insanlarının sorumluluğu, gençlerin kendi coğrafyasında kalmasını ve kimliklerini korumasını sağlamaktır. Öte taraftan acı bir gerçeğimiz olan “mevsimlik işçilik ” (mevsimlik kölelik) adı altında yaşanan adaletsizliğin önüne de geçilebilir. Kapitalizm, insanı maddi gücüyle ölçer. Elbette ki Biz bu anlayışı kabul etmiyor red ediyoruz . Fakat yalnızca eleştirmek yetmez Eğer sistem ekonomik güç üzerinden kuruluyorsa, sizde güçlü olmak zorundasınız" (ama tabi bu güç bireysel değil, toplumsal fayda için kullanılmalıdır.") Kürt iş insanlarına çağrıdır. Kürtler nasıl ki dünyanın dört bir yanında Rojava için ayağa kalktıysa şimdi de yatırım için yurt içi ve yurt dışındaki Kürt iş insanlarının .
Pamuk eller cebe. Bu defa da kalkınmak için birliğe var mıyız kimin gücü neye yetiyorsa?
Perihan Yoğurtçu