Giriş Yap
SON DAKİKA
PKAN

KURDEN ANATOLİYE

Haberler

O Nehirde O Timsahlar Neden Vardı? Perihan Yogurtcu

O Nehirde O Timsahlar Neden Vardı? Perihan Yogurtcu

Mümtaz’er Türköne’nin son makalesini okuyunca, bir Kürt olarak sözler zihnimde zincir misali cümlelere dizildi.


Esasında siz Kürt meselesini çözmeye çalışmıyorsunuz; öteden beri sorun hâline getirdiğiniz Kürt meselesini şimdi kendi usulünüzce yönetmeye çalışıyorsunuz.


İstiklal Marşı üzerinden sadakat testi


Amedspor taraftarı stadyumda İstiklal Marşı söyledi diye Kürtler size sadakatini ispatlamış mı oluyor? Bu tutumunuz insani değildir, ayıptır. Bir halkın dilini, kültürünü yok sayıp ardından onu sürekli sadakat sınavına tabi tutma zihniyetinden vazgeçin. Bu size hiçbir şey kazandırmış değil. Bilakis...


Kürtlerin eşitliği ancak kendi kimliğiyle ve kendi stadında, kendi anadilinde özgürce var olabildiğinde ortaya çıkar. Siz marşın gürlüğüne bakıp “Ne güzel entegre olmuşlar.” diyebilirsiniz; fakat biz o stadyumda neden hâlâ Kürtçe anonsun yasak olduğuna bakıyoruz.


Sizin gözünüzde Kürt hâlâ kendini ispat etmek zorunda olan bir “makbul vatandaş adayı”, öyle mi? Türk doğuştan makbul; Kürt ise ancak marş söylerse makbul, değil mi? Siz eşitliği sadakat olarak mı anlıyorsunuz?


Hayır, Sayın Türköne. Kürtler barışa sizin baktığınız çerçeveden bakmıyor. Kürtler bu sürecin adına sizin gibi “Terörsüz Türkiye” de demiyor; bu söylemi reddediyor. Çünkü Kürtler, sizin sahip olduğunuz her hakka kendilerinin de sahip olması gerektiğini, yani sizinle aynı göz hizasında durmayı bu barışın asıl gereği olarak görüyor.


Yıllarca korku salıp Kürtlere şunu söylediniz: “Etrafınız düşmanla dolu, tek dostunuz biziz.” Oysa yeri geldi, o “düşman” dediklerinizle bir olup birlikte Kürtleri dövdünüz.


Baskı kurarak bizden hep itaat istediniz. Hiç Allah’tan korkmadınız, kul hakkı nedir, umurunuzda olmadı. Selahaddin’in torunlarını ötekileştirmeyi kendinize şiar edindiniz. “Kürtler Türksüz, Türkler de Kürtsüz güvende olamaz.” diyorsunuz. Evet, tarihsel ortaklık mümkündür; fakat bu ancak eşitler arası bir ittifakla olur, tahakküm ve itaat ilişkisiyle değil.


Asıl sorundan kaçmak


“Önümüzde dev gibi bir Kürtçe eğitim sorunu var.” deyip geçiştiriyorsunuz. Bunu bir “haysiyet meselesi” olarak tanımlayıp çözülünce bütünleşme olacağını söylüyorsunuz. Doğru, haysiyet meselesidir; ancak anadilde eğitim bir lütuf değil, temel bir insan hakkı ve eşit yurttaşlık meselesidir. Diller ve renkler Allah’ın ayetidir; bunu pazarlık konusu yapamazsınız.


Siz diyorsunuz ki: “Sayın Abdullah Öcalan, Kürtleri timsahların yüzdüğü nehirden çekip karşı kıyıya geçirdi.”


Biz de soruyoruz: O nehirde o timsahlar neden vardı? O nehri timsahlarla kim doldurdu?


Bizim için çözüm, Kürtlerin sadakatini ispatlaması değildir. Çözüm; devletin Kürt’ün varlığını, dilini ve kimliğini hiçbir koşula bağlamadan kabul etmesidir. Bu iş Osmanlı paşalık unvanlarıyla değil; eşit vatandaşlık ve anayasal güvence ile olur.


Siz efendi değilsiniz, Kürtler de sizin marabanız değildir. Kendinize itaatkâr arıyorsunuz, bunun adına da kardeşlik diyorsunuz. Geçiniz beyefendi, geçiniz. Kürtlerin barışa yüklediği anlam başka, sizin “Terörsüz Türkiye” dediğiniz bambaşka.

Perihan Yoğurtçu
Perihan Yoğurtçu

Yazar ve araştırmacı