8 Mart, toplumsal hafızanın en alt katmanlarına itilmiş olan kadın hakikatinin, modern zamanın yüzeyine çıktığı tarihsel bir eşiktir. Bu tarih, sadece bir hak arayışı değil; Promete simgesiyle özdeşleşen bilginin ve iradenin, yerel anlatılardaki Mem û Zîn ya da Derwiş û Adûlê gibi trajik ama onurlu bir direnişle bütünleşmesidir. Buradaki temel ders, bireysel olanın toplumsal olanla, aşkın ise ülke ve onur kavramıyla girdiği kopmaz bağdır. Gerçek bir özgürleşme ancak bu tarihsel süreklilikten çıkarılacak derslerle, yani geçmişin direniş mirasını bugünün yaşam pratiğine taşımakla mümkün olabilir.
Kadın tarihinin sistemli bir şekilde "yazılmamış" bırakılması, rastlantısal bir ihmal değil, politik bir tercihtir. Bu nedenle özgürlük iddiası taşıyan kadının öncelikli ödevi, tarihin karanlıkta kalan dehlizlerine inmek ve orada gizlenen yaratıcı felsefeyi gün ışığına çıkarmaktır. Adı belleklere kazınmamış binlerce kadının inşa ettiği yaşam kültürü, bugün kurulacak olan yeni yaşamın entelektüel ve ahlaki zeminini oluşturuyor. Kadının kendi tarihsel kimliğiyle yüzleşmesi, bir nostalji arayışı değil; geleceği sağlam bir temel üzerinde inşa etme sorumluluğudur.
Bu farkındalık süreci, toplumsal cinsiyet rollerinin ötesinde köklü bir zihniyet devrimini tetikler. Zira özgürleşme bilincine erişmiş ve kendisine dayatılan "klasik kadın" kodlarını aşmış bir özne karşısında, erkeğin ve dolayısıyla toplumun dönüşmekten başka bir seçeneği kalmaz.
Kadının özgürleşmesi, toplumsal bir bütünleşmenin ve demokratikleşmenin ön koşuludur. İlk toplumsal dokuyu ve yaşamın temel kurucu değerlerini yaratan kadim güç, bugünün karmaşasında da yeni bir yaşam modelini inşa etme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin fiiliyata dökülmesi için gereken tek şey, kadının kendi tarihsel ve yaratıcı gücüne dair geliştireceği sarsılmaz öz bilinçtir.
8 Mart, bu öz bilincin ve toplumsal inşa gücünün yeniden teyit edildiği gündür.
Bu hakikat arayışının ve iradeleşmenin somutlaştığı en yalın zemin, şüphesiz Kürt kadınlarının tarihsel ve güncel direniş çizgisidir. Bin yılların mirasını omuzlayan bu irade, bugün bütün Kürt coğrafyasında bedene bürünerek toprağı, onuru ve yaşamı savunmanın ötesinde, entelektüel ve politik bir devrimin öncülüğünü yapmaktadır. Vatan savunmasını salt bir askeri eylem olarak değil, özgür yaşam felsefesinin pratikleştiği bir kurucu süreç olarak ele alan bu direniş, tüm dünya kadınlarına ilham vermektedir. Adını bilmediğimiz binlerce kahramanın şahsında yükselen bu irade, kadının yazılmayan tarihini yeniden yazarken, "Jin, Jiyan, Azadî" felsefesinin sadece bir slogan değil, yaşanılır kılınan yeni bir yaşam sistemi olduğunu kanıtlamaktadır. 8 Adarê, bu sarsılmaz iradenin ve yeniden doğuşun kutlu günüdür.
#8MartDünyaKadınlarGünü
Kadir Çelik