Tarihsel olarak da devamlı yangın yeri olan bir coğrafyada yaşamaktadır Kürtler; ancak coğrafyada yanan ateş yetmiyor olacak ki bir el, Kürtlerin arasında da sürekli bir ateşi harlama çabası içerisindeler.
Hal böyleyken Kürtler kendi aralarında iki taraf oluşturmuş ve bu iki tarafın arasında ortalık tozu dumana katmışlar. Göz gözü görmezken insanın bu duruma sessiz kalası gelmiyor.
Paylaşamadıklarınız nedir? Diye yüksek sesle sormak ve barışın simgesi olan “beyaz leçeği” orta yere atmak geliyor insanın.
Bazıları kendini aydın, bazıları gazeteci, bazıları ise Kürt milliyetçisi olarak tanımlıyor.
Ancak insan şu soruyu sormadan edemiyor: Her iki taraf da birbirini tüketirken, aslında kendilerine yani Kürtlere yarardan çok zarar verdiklerinin farkında değil misiniz?
Bu kadar mı hırsınız; aklınızın ve ortak derdinizin önüne mi geçti?
Nasıl olur da dayanışma gösterilmesi gereken böylesi bir dönemde biri diğerine hain, berisi diğerine ajan diyebiliyor?
“Hain” ve “ajan” kavramlarının Kürtlerin lügatından tamamen çıkarılması lazım. Bu iki kavram yıllar boyunca kalpleri kırdı; insanları çaba harcamaktan, mücadele etmekten alıkoydu ve büyük tahribat yarattı.
Mella Mûstafa Barzanî şöyle der:
"İyi Kürtleri düşman öldürüyor, kötü Kürtleri de kendimiz. Ne kadar da trajikomik bir durum, değil mi?
Oysa ki siz birbirinizle uğraşırken birilerinin ekmeğine yağ sürüyor ve birileri de sevinçle ellerini ovuşturuyor.
Anlaşamadığınız mesele her ne ise konuşarak çözemiyor musunuz? Bu kadar mı acizsiniz?
Gerçekten amacınız bir halkın hakkını savunmaksa, birlikte kafa yormanız gerekmez mi?
Kendini aydın olarak tanımlayanlar için sorumluluk daha da büyüktür.
Aydın; sözünü kalemine anlatan, karanlığa fener tutandır. Halkının gelişiminin fikrî zeminini oluşturan iradedir. Halkının çok katmanlı ihtiyaçlarını görür, görünür kılar; sorunlara ad koyar ve çözüm yollarını gösterir.
Elbette menfaate göre susanlara düşünce insanı denmez. Bu tipler çoğu zaman ortalığın tozunu dumana katarak, iyiliğinizi istemeyenlerin ekmeğine yağ sürerler.
Bu sorumluluk zincirinin önemli halkalarından biri de basın ve medyadır. Basın yalnızca haber aktaran bir mecra değildir. Toplumu doğru bilgilendirmek gibi hayati bir misyonu vardır; ayrıştırıcı değil, birleştirici bir yol izlemek zorundadır.
Dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan Kürtlerin sloganını ne çabuk unuttunuz?
"Yek e, yek e, yekê; gelê Kurd yek e."
Medyanın görevi açıktır: Gerçeği perdelemek değil görünür kılmak; ayrıştırmak değil birleştirmektir.
Sosyal medya, ha keza, bu platformlarda kötülük ve ayrıştırıcı bir dil boca edilmiş gibi. Bu alanları doğru ve dingin kullanmak gerekiyor.
Bu platformlar, Aydınlar, yazarlar ve siyasetçilerin birleştirici bir dil geliştirdiği bir mecra hâline getirilmesi lazım.
Halkın doğru bilgiye ulaşması yalnızca siyasetçilerin sorumluluğu değildir. Basın, medya, aydınlar ve yazarlar bu görevi birlikte üstlenmeli; sosyal medya ise bu sorumluluğu aktif şekilde taşıyan bir araç olmalıdır.
Perihan Yoğurtçu