Giriş Yap
SON DAKİKA
PKAN

KURDEN ANATOLİYE

KUL HAKKI, ZÎNDANLAR VE DEVLET BABANIN SEVGİSİ

KUL HAKKI, ZÎNDANLAR VE DEVLET BABANIN SEVGİSİ

Kul hakkı, İslam öğretisinde en ağır veballerden biridir. Ne var ki Müslüman mahallesinde bu konuda kafa yoranların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.


 Çünkü kul hakkından daha “öte” meselelerimiz var: Kimin sesi haram, kim ne giyecek, kime “gavs” denilecek… Ne yazık ki Müslüman mahallesinde bu sığ tartışmalar, kul hakkından daha kıymetli görülüyor.


Oysa Kur’an, muhatabından muazzam taleplerde bulunuyor. En başında “Oku” diyor. Ardından “Sorgula, aklet, düşün ve adaleti ayakta tut.” Ama bu kavramların Müslüman mahallesinde esamesi okunmuyor. “O da ne ki?” modundalar.


Umut da bir kul hakkıdır. Siyaset yapanlar ise insanların umutları üzerinde adeta tepiniyor; tepindikçe de hoşlarına gidiyor ve bunun bir zulüm olduğunu dahi görmüyorlar.


Kabul edilsin ya da edilmesin; yirmi yılı aşkındır “İslam inancına sahibiz” diyenler, toplumu yönetme misyonunu üstlenmiş durumdalar. Bu misyonu üstlendiyseniz, kendinize göre değil, inancınıza göre bütün insanlara karşı adil olma zorunluluğunuz vardır. Cennet ucuz değildir zira .


İnsan haklarını ihlal ederek İslam inancına ne kadar zarar verdiğinizin farkında mısınız? Ama  bu sizin umurunuzda ise tabi ... 

Yıllardır “yeni anayasa” hazırlığı denilerek, haksız ve hukuksuzca zindanlarda tutulan  insanlara umut dağıtılıyor. İnsanların umutlarıyla oynamayın; bu da bir kul hakkıdır.


Şunu net söyleyeyim: Kendini Müslüman olarak tanımlayanlar iktidarda ve “ayrım yapmaksızın halkın felahı için siyaset yapıyoruz” diyorlar. Fakat halka adil davranıldığını söylemek mümkün değil. Çünkü şu an zindanlarda yirmi bine yakın Kürt siyasi tutsak bulunuyor. Yirmi bin, dile kolay. Bu Kürtlerin suçu nedir? Suçları, kendileri olarak yaşamak istemeleri midir? 


Ve bir hakikat daha var ki : Soğuk demir kapılar üzerine kapandığında insan, bu kapkara kuyuya “Burası Yusuf Medresesi’dir” bilincine bürünüyor. “Ben niçin zindandayım, hangi amaçla buradayım?” sorusuyla hemhal eder kendini. Geride bıraktığı gözü yaşlı, dudakları kurumuş sevdikleri zihninin bir köşesinde kanasa da…


Dindar ve Kürt bir kadın olarak soruyorum size: Allah muhatabına ne diyor?“Dillerinizin ve renklerinizin farklı olması O’nun ayetlerindendir.” (Rum, 22)“Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık.” (Hucurât, 13)


Size benzemek istemeyen, gerek ideolojisi gerekse Allah’ın ilkeleri doğrultusunda yaşamak isteyen Kürtleri “tehdit” olarak gören sistemin , düşünen ve sorgulayan Kürtleri yıllarca zindanlara tıkıyor.

 Devlet babanın Kürtlere sevme biçimi hep bu şekilde olageldi.


Oysa Allah, “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin” (Mâide, 8) buyuruyor. "Adalet, devletin de dinidir." Zindanla terbiye edilen bir halk biat etmez; sadece ahını biriktirir. O ah, arş-ı âlâyı titretir.Unutulmasın: Yusuf’u kuyuya atanlar kendi kardeşleriydi. Onu Mısır’a sultan yapan ise Allah’ın adaletiydi.


Herkesin size benzemesini istiyorsunuz. Bu aynıcılıktan, tek tipleştirmecilikten vazgeçin. Tekçilik, Allah’ın reddettiği bir şey değil midir?Kürtler dün de size benzemeyi reddettiler, bugün de reddediyorlar. Kürtlerin kendisi olarak kalması ve yaşaması, insani ve onurlu bir haktır.


Ölenleri geri getirmek gibi bir gücümüz yok. Ama Kürt tutsaklar bir an önce serbest bırakılmalıdır. Bu bir kul hakkıdır. Bu vebalin altında yeterince kalmadınız mı?

Perihan Yoğurtçu
Perihan Yoğurtçu

Yazar ve araştırmacı