Giriş Yap
SON DAKİKA
PKAN

KURDEN ANATOLİYE

Kürt olmak kolay değildir

Kürt olmak kolay değildir

Sözüm, “Ben Müslümanım” diyenleredir; Kürt’ü, Türk’ü fark etmeksizin…
Hitabımın sadece Müslümanlara olmasının bir nedeni var:
Çünkü Müslümanların bir iddiası vardır. Yeryüzünde iyiliği inşa etmek, doğruları haykırmak; inancına, kimliğine bakmaksızın zulme uğrayanın yanında, zalimin karşısında durmak gibi bir misyon üstlenmişlerdir. İslam tam olarak budur.
Görüyorsunuz; kadim bir halk olan Kürtler, gözlerinizin önünde acımasızca terörize edilirken siz susmayı tercih ediyorsunuz. Şundan emin olun: Kürtleri ötekileştiren kültürleri üst üste koysanız, bir Ehmedê Xanî etmez.
Bu ayetlerin mealini yazmayacağım; arayıp bakabilirsiniz:
Hucurât 13, Rûm 22…
Allah’ın ayeti olan Kürtlerin dili yasaklandı mı?
Evet.
Peki nerede yasaklandı?
Kendi öz yurdunda!
Kim yaptı bunu?
Kendilerini Müslüman olarak tanımlayanlar!
Peki, Allah’ın ayeti olan bir dilin yasaklanmasına karşı hangi dindar Müslüman yüksek sesle itiraz etti?
Kürtler buna karşı çıktığında, onları PKK ile ilişkilendirip zindanlara attılar.
Neden?
Neden Kürtlere hakaret serbest bırakıldı?
Neden, neden?!
Devletin gücünü arkasına alan; savcısı da, hâkimi de “bizdendir” inancıyla televizyonlarda, basında, sosyal medyada ve siyasette hep birlikte Kürtlere hakaret yarışına girmişken, savcı ve hâkimlerden yine de tık yok!
Neden?
Bakın, Kürtler başka bir yerden gelmiş değiller…
Kürtler bin yıldır kendi yurdunda yaşayan, köklü bir tarihe ve güçlü bir kültüre sahip bir millettir. Köklerinden kopmadan, aynı topraklarda bir fidan gibi yeşermiş; diliyle, kültürüyle ve yaşam biçimiyle bu coğrafyanın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kürt milletinin kendi anavatanındaki varlığı geçici değil, tarihsel geçmişiyle kalıcıdır.
Türkiye’de savcılar ve hâkimler, başkasına yapılan en ufak bir hakareti görüp insanları cezaevine atabiliyorken; Kürtlere hakaret alabildiğine serbestse, soruyorum:
Adalet ne içindir?
Eğer tarihten bihaber olan Türkiye toplumunun büyük bir kısmı Kürtlere bu kadar pervasızca saldırabiliyorsa, bunda dünden bugüne siyasetçilerin ayırımsız ve bütüncül bir payı vardır.
Kürtler hiç kimsenin stres topu değildir; stresinizi atacak başka bir şey bulun kendinize!
Kardeşim, çıkın ve yaptığınızın yanlış olduğunu, koltuklarınız uğruna halkı kandırdığınızı açıkça tek tek topluma söyleyin.
Ve şunu da bilin ki Kürtlerin elleri bu dünyada da, Rûz-i Mahşer’de de yakanızda olacak; tavanda da, tabanda da!
Biraz vicdan, biraz insaf…
Ayrıca Kürtler adına siyaset yapan aktörlerin de ağızlarından çıkan her söze dikkat etmeleri gerekir. Kürtlerin ensesinde yumruğunu eksik etmeyenden Kürtlere hâmilik talep etmek hangi akla hizmettir?
İnsan fanidir; ancak kültür ve gelenekler kalıcıdır. Tarihin de bir huyu vardır: Susmaz. Hakikat, er ya da geç gün yüzüne çıkar.
Kürtler dün olduğu gibi bundan sonra da kendi öz yurdunda, kendi diliyle; kendi yurdunun kucağında büyüyecek, kendi türküleriyle uyanacak ve kendi yarınlarını kendi elleriyle yazacaktır.

Perihan Yoğurtçu
Perihan Yoğurtçu

Yazar ve araştırmacı