Giriş Yap
SON DAKİKA
PKAN

KURDEN ANATOLİYE

SİYASET BOŞLUK KABUL ETMEZ!

SİYASET BOŞLUK KABUL ETMEZ!
Siyaset boşluk kabul etmez. Dönemin koşullarına uygun, üretken bir politika izlemeyenler uluslararası siyasetin düzleminde yer alamaz. Realite budur; gerçekçi olmak gerekir.

Yer gök şahit oldu Kürtlere, dünyanın her yerinde, bakış açıları  ne olursa olsun, ortak acılar etrafında bir yumak oldular. Acıtılan canlarının ve kırılan kalplerinin sesini uluslararası gündeme taşımayı başardılar. Siyasi aktörlerin rehavete kapılarak yürütemediği uluslararası diplomasiyi, yediden yetmişe meydanlarda sesini yükselten halk üstlendi. 
Umarım siyasi akıl, meydanlardaki bu dik duruşu doğru okuyacaktır.
Zira Kürtlerin öncü aktörlerinden talep ettiği yegâne şey yekîtîdir. 
Yıllardır dilimizde tüy bitti:
“Ez jî bi pênûsa xwe di qîrandim û di qîrînim û dengê xwe ne bihîste, siyasetmedarên me!”
(bunun için ben de kalemimle yazdım, söyledim ve ısrarla söyleyeceğim fakat sesimi Kürt siyasi aktörlerine duyuramıyorum.)

Kürtler, bedelin her türlüsünü ödeyen bir millettir. Bu bedeli öderken de asla başa kakmadılar; çünkü mücadelenin bedel ödemeden neticeye varmayacağının bilincindeler. Asıl mesele, siyasi aklın halkın sesine ne ölçüde kulak verdiğidir. Çünkü siyasetçilerin halkın sesini duyma ve karar verici platformlara taşıma sorumluluğu vardır.

Hani  “Köyümüzde kavaklar arasında ırmak aktığı diye anlatılır ya… Gerçekten bizim köyümüz öyle bir köydü. Sabah ve akşamları kargalar kavakların üstünden gökyüzüne uçarken gri bir perde misali insanların yaptığı kötülükleri örtercesine  yan yana dizilerek uçarlardı.  Köyümüzdeki kavakları merak edecek olursanız” seçim rantı olarak kavaklar söküldü ya da ekolojinin bilincinde olmayanların elinde heba oldu diyelim…

Asıl konuya döneyim: Aslında o gün yağmur havası yoktu. Güneşli bir havada, sıralı kavakların arasında dalgaları korkunç derecede akan bir sel… Belki de benim çocuk zihnimde dalgalar bu kadar büyüktü, bilemiyorum. Ama sakince akan ırmağın kenarında çocuklar oynuyordu. Kadınlar yün yıkıyordu. Gökyüzünde tüm cisimler kendi aralarında uyumu sağlamaya çalışıyor, alabildiğine sakinken; yukarı köylerde yağan yağmur bizim köyde sele dönüşmüştü. Yanımızda oynayan bir erkek çocuk sele kapıldı. Evimiz yakındı. Koşarak anneme haber verdim. Annem dizlerine dövüyor , “Çocuğu sel götürüyor diye ağıt yakıyor. Çocuğun annesi nasıl ve nereden geldi bilemiyorum,   ama ışık hızıyla kendini selin ortasına attı. Çocuk çukura düşseydi boğulma ihtimali %90’dı, ama mucizevi bir şekilde yüksekten aşağıya düşmesine ramak kala anne çocuğunu kurtardı. Bu travmatîk olay mutlu sonla bitmişti.

Bu hikâyeyi şu sebeple anlattım: Tehlike her zaman gürültüyle gelmez. Bazen hiçbir belirti yokken de , ummadığımız bir biçimde sel köyünüzü basar. Siyaset aklı bu selin nasıl durdurulacağını bilme kabiliyetine sahip olmalıdır. Şu an Kürt siyaseti tam olarak böyle bir eşikten geçmektedir.Zaman hızla değişiyor. Zamanın akışı; dönemi, koşulları ve algıları da kendisiyle birlikte değiştiriyor. halk dönüşürken, öncü aktörlerinin de eski reflekslerden arınması lazım değilse temsil gücünü yitirmemesi mümkün mü?

Tarihsel bir gerçektir: Kürt coğrafyası Müslüman kardeşlerimizin arasında pay edilmiştir. 

Müslüman kardeşlerimiz de sağ olsunlar, bu hak gaspını kabul etmiyoruz, kul hakkıdır demediler.O gün bugündür Müslüman kardeşlerimiz(!) tarafından Kürt coğrafyasını , çizilen cetvel ile büyük bir hınçla kürd kardeşlerini dövmekteler.

Hemde Ümmet kardeşliği çerçevesi içerisinde!

Kürdler, zulümle yoğrulmuş bu kaderlerlerini  değiştirmekten geri durmadılar.  Verdikleri mücale  sonucunda bu Zulmün bertaraf etmeyi az çok görünür kılmayı başarmaktalar. 

Tam da bu noktadan devamla kürd siyasal aklın ve önde gelenlerin önceliği Kürtlerin temel haklarını koruma noktasında birlik oluşturmalarıdır. Ayrıca bu saatten sonra birlik olmama gibi bir lüksleri de yoktur zaten. 

Siyaset boşluk kabul etmez. Böyle bir süreçte Kürt siyasi aktörlerinin en küçük eksikliği bile tarihin sayfalarında kocaman hatalar olarak yazılacaktır. Küçücük bir başarılarıda büyük başarı olarak nakledilecektir. Bu nedenle Kürdler öncelikle kardeşliği kendi arasında uygulaması aciliyet gerekmektedir. 
Kendi içimizde, ideoloji ve inanç farkı ne olursa olsun, demokrasi çerçevesinde saygıyı perçinleştirelim; ve daha sonra herkese rol model olalım. Ama önce kendi içimizde… Çünkü Kürtlerin şu an yaşadığı bu trajedinin temel sebebi, politik arenada birlik olamayışımızdır. Yılların hatası olan bu gerçekliği katiyen göz ardı edilemez.

Şu bir gerçektir ki, Ortadoğu’da gökyüzü açık görünse de bu coğrafyada seller durulmaz; sürekli ve akışkandır. Bu nedenle Kürt siyaset aklı pozisyonunu buna göre belirlemeli, heybesinde alternatifleri bulundurmalıdır. Ortadoğu coğrafyasında akan tehlikeli sellerin ne yana akacağını önceden tahmin etmek gerekir. Siyaset aklı ve öncülüğün gereği budur. Değilse öncülük iddianız da olmamalıdır.
Dönemin konjonktürüne baktığımızda, “çizilmez” denilen sınırlar gayet net ve göz göre göre çiziliyor. Unutulmamalı ki, hazırlıksız kalan tarih sahnesinde sadece seyirci konumuna düşer. Ve o zaman sizin adınıza başkaları karar verir. Bu bir realitedir.
Perihan Yoğurtçu
Perihan Yoğurtçu

Yazar ve araştırmacı